10 Aralık 2011 Cumartesi

Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane :)

Malum doğum kargaların kahvaltı saatinde oldu, sonrasında bebeği emzirme çalışmaları, kızımın dünyaya adaptasyon süreci, gelen gidenler derken neredeyse 2 gün boyunca uyuyamadım. Kızımı aşı ya da diğer kontroller dışında yanımdan ayırmadım. Tabii bunlar uykusuz gecelerimizin başlangıcıydı.. ( Bu, sonraki yazıların konusu olsun..)

Nehir ilk günler komada gibi uyuyordu. Emmek için bile uyanmıyordu. Şekeri düşecek diye korkuyorduk. Neyse ki gitgide uyanıklık zamanı uzamaya başladı. Böylece ortaya yeni bir sorun çıktı; gece-gündüz ayrımı.. Bununla ilgili uzmanların pek çok tavsiyesi var, her akşam belli saatte banyo faslı, ardından beslenme ve uyku ( bebeğe göre değişen ritüeller), buna benzer uygulamalar.. Banyonun faydası olduğuna inanıyorum, sakin ve rahat kişilerle yapıldığı sürece.. Aksi takdirde, aman üşümesin, bebeği yaktın/dondurdun, şurasından tut, burasını yıka,vs.. Kızım kış bebeği olduğu için banyo keyfini anca havalar ısınınca yapabildi. Uzun bir süre onun için banyo, telaşın olduğu bir odaydı. Tabii ki annelere çok şey borçluyuz, tecrübelerinden ötürü, ama bazen keşke bebeğimizle biraz daha baş başa ilgilenseydik diyorum. Neyse, sonuçta her şey onun iyiliği için..

Uykuya geçişte işimizi kolaylaştırabilecek emziği kızımız kabul etmedi. Ve bir süre sonra annemin " çok rahat edeceksiniz " propagandalarıyla Nehir'i ayakta sallamaya başladık. Belli bir süre evet rahat ettik. Çünkü ayakta değilse kucağımızda gezerek uyuyordu ve Nehir hafif bir bebek değildi. Sonuç olarak Nehir 10 aylık olana kadar ya kucağımızda ya da ayakta uyudu. Müstakbel anneler, eğer bu yazımı okuyorsanız bu satırları daha dikkatli okuyun: Bebeğinizi yatağında uyumaya alıştırın! Aksi halde uzun vadede sıkıntılı günler sizi bekliyor olacak..

Nehir en başından beri kendi yatağında uyudu ama uykuya geçiş sıkıntılıydı. Bir ara yatağına yatırıp sütünü içirirken saçını okşayarak uyutmaya alıştırmıştım, sonra annem "unutturmuşsunuz ayağı" diyerek yeniden ayakta sallamaya alıştırdı. Bundan nasıl vazgeçirdiğimiz başka yazının konusu..

Tabi ki her bebeğin karakteri, istekleri farklıdır. Ben de bebeğimle uyumayı çok seviyorum, ancak aramıza alışsaydı, sonradan yatağına geçiş hepimiz için zor olacaktı.

En güzeli bebeğiniz uyuyana kadar onunla vakit geçirmek bence. Biraz yatak oynaşı, süt, masal faslı olabilir. Sonrasında uyuyana kadar ninni vs.. Baştan nasıl alıştırırsanız öyle gidiyor. Benim yöntemim en doğrusu demiyorum, lütfen yanlış anlaşma olmasın. Benim tecrübelerim bana böyle düşündürüyor sadece..

Ha bir diğer yaptığım hata da, bebeğin uyku arasında her mıkırdanışında kucağıma almak oldu. Halbu ki bebeklerin derin uykuları bizimkilerden kısa sürüyor ve uyku hafiflediğinde daha kolay uyanıyorlar. Ancak kendi kendilerine tekrar uyumayı öğrenebilirler. Her defasında kucağıma almak yerine hafif tıpışlasaydım, gece uykuları daha uzun ve kaliteli olabilirdi. bir ara geceleri 1-1,5 saatte bir uyanır haldeydik. Allah'tan o günler geride kaldı. Tabii ki diş sıkıntılarını ya da hastalıkları saymıyorum. O zaman tüm kurallar yıkılır, kucakta da uyuruz, birlikte de uyuruz, hiç önemli değil.

Neyse, yazının başında aklımda bir anı vardı: Hastaneden eve geldik, bebeğimi yatağına yatırdık, eşimle ben de yatağımıza yattık. ( Kızımın yatağı 6 aya kadar bizim odamızdaydı ) İşte o iki saatlik uyku, hayatım boyunca uyuduğum dinlendirici ve huzur dolu, uyandığımda mutluluğun somut olarak damarlarımda aktığını hissettiğim ikinci uykuydu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder